ÇEŞME SUYUNU ARITARAK AKÜ SUYU MU İÇİYORUZ?

Su Deposu Tamiri&Su Deposu Teknik Servisi&Modüler Su Deposu Tamir Servisi

ÇEŞME SUYUNU ARITARAK AKÜ SUYU MU İÇİYORUZ?

27 Eylül 2020 Genel 2
arıtılmış suyun zararları

Arıtılmış Suyun Zararları

Arıtılmış suyun zararları nelerdir şeklinde bir soruya cevap verebilmek ve kızımı su arıtma cihazı almaktan vazgeçirmek için bir araştırma yapmaya karar verdim. Bu araştırmayı sizinle paylaşıyorum. Arıtılmış su “Akü Suyu” yani saf su olarak değerlendirilebilir mi.? Öncelikle bu konuyu tam olarak anlayabilmek için akü suyunun ne olduğuna bir bakmak gerekir. Aslında saf su denilen akü suyu dediğimiz madde suyun tüm minerallerinden ve içindeki diğer tüm maddelerden arındırılması anlamına gelir. Yani suyu oluşturan Oksijen ve Hidrojen dışında hiçbir madde, mineral bu su da bulunmaz. Saf su endüstride, sanayide kullanılan üretilmiş bir sudur.

Saf Su İnsan Sağlığına Zararlımıdır? Arıtılmış suyun zararları nelerdir.?

Saf su denilince birçok insanın aklına “Çok Temiz Su” şeklinde bir fikir gelebilir. Ancak bu doğru değildir. Saf su insan sağlığına kesinlikle zararlıdır. İçime uygun bir su değildir. Hiçbir şekilde doğada bulunmaz. Tamamen endüstriyel ihtiyaçlar labaratuvarlarda veya üretim merkezlerinde üretilirler.

Saf suyun en önemli özelliği içindeki mineral ve vitaminlerden tamamen arındırılmış olmasıdır. Bu nedenle saf su hipotonik (saf suyun yoğunluğunun hücrenin yoğunluğundan az olması hali) özellik gösterir. Saf su içildiği anda hücreyle teması ile birlikte Deplazmoliz (hücrenin kendi yoğunluğundan daha az yoğun bir ortama konulmasıyla hücrenin su alıp şişmesi) oluşur. Suyu içine çeken hücre şişer ve patlar (Hemoliz). Dolayısıyla saf su insan sağlığı için zararlıdır.

Arıtılmış Su İnsan Sağlığı İçin Zararlımıdır. Arıtma Cihazları Nasıl Kullanılmalıdır?

Arıtılmış suyun zararları niye tartışılıyor. Neden suyu arıtma ihtiyacı hissediyoruz. Asırlardır arıtılmadan içilen sularımız neden son 20-30 yıl içinde arıtılmadan içilemiyor.? Maalesef insanlığın tarihi ile aynı yaşta olan su artık temizlenmeye muhtaç hale geldi. Musluklarımızdan akan su güvenli ve sağlıklı değil. Dünyadaki hızlı değişim, sanayileşme, tarım ilaçlarının kullanımı, şehirlerdeki aşırı büyüme, küresel ısınma nedeniyle meydana gelen çölleşmeler sularımızda ağır metallerin ve kimyasal maddelerin çoğalmasına sebep oldu. Bu da birçok hastalığa davetiye çıkarttı.

Bilim insanları bu durum karşısında suyu bu ağır metallerden ve kimyasal maddelerden arındırma maksadıyla çalışmalar yapmaya başladılar. 1970 li yıllarda “Membran” filtre sistemi geliştirildi ve yine bu yıllarda ticari olarak üretimine başlandı. Sözü fazla uzatmayalım. 1995 li yıllarda Türkiye piyasasına giren su arıtma işi 2000 li yıllara gelindiğinde tam bir ticari mal durumuna geldi. Günümüzde piyasada yüzlerce su arıtma cihazı markası, sistemi mevcut.

Arıtılan Su Tamamen Sağlıklı Su dur Diyebilirmiyiz.?

Aslında cevabını aradığımız soru bu. Ancak bu bilimsel bir konu. Bu nedenle işin uzmanlarından yola çıkalım. 2019 yılında 3′ üncü Uluslararası Su ve Sağlık Kongresi yapıldı. Gerçi bu tür uluslararası organizasyonlara şahsen zerre kadar güvenim yoktur. Zira bunlar dünyayı yöneten ve paranın yönünü belirleyen küresel sermayeye köpeklik yapmak için organize edilmiş oluşumlardır. Ne insanlık için ne de dünya için birşeyler yapmak istemediklerinden eminim. Tek amaçlarının daha çok para kazanmak olduğun da hemfikiriz. Fakat yinede işimize yarayan bir kaç cümlede olsa bulabiliriz. Bütününe bakmadan içinden cımbızlamamız gerekiyor. Bende öyle yaptım. Aslında bütününe baktığımda çok farklı şeyler gördüm. Amacın tamda benim dediğim paraya para katmak maksadıyla yapıldığı ortada. Zaten bu tür organizasyonlar 7 yıldızlı lüks otellerde yapılır. Ahaliden uzak, hayatında hiç su yoksulluğu çekmemiş, bir akarsuyun başında yere uzanıp akan sudan su içmemiş, hayatın gerçeklerinden bihaber koca koca profesörler, öğlene kadar Şezlonglarda güneşlenen sunumcular, öğle yemeğinden sonra bir iki saat bir şeyler anlatır. Vesaire vesaire… Ancak bu benim şahsi fikirlerim ve dünya görüşüm. Bunun için yorum yapmıyorum ve size konu ile ilgili linki vererek bu parağrafı kapatıyorum.

Samimiyetlerine güvenmemekle birlikte konuşmacılardan birtanesi arıtma cihazları ile arıtılan suyun içildiği, yemeklerde kullanıldığı tek su olması durumunda ciddi sağlık risklerinin doğacağını belirtmiş. Su arıtma cihazları çalışma sistemi olarak aşağı yukarı aynı. Suyun içerisinde bulunan zararlı mikroorganizmaları, mineralleri temizlediği söyleniyor. Ancak kimse aynı zamanda yararlı mineral ve vitaminleri de süzdüğünü ve suyun bunlardan da mahrum kaldığını belirtmiyor.

Tabiri caizse “Yumuşak bir su” ortaya çıkıyor. Yumuşak su ise her zaman iyi su olduğu anlamına gelmiyor. Zira yumuşak sular iyon ve mineral açısından zayıf sulardır. Bu durumda arıtılmış suyun zararları ortaya çıkıyor.

Arıtma cihazları suyu arıtırken yararlı mineralleride süzüyor mu?

Bu sorunun cevabı evet. Kullanılan filtrede yapay zeka yok maalesef. Bir mineralin zararlı mı- yararlı mı olduğuna bakmıyor. Mineral olduğu için sudan ayrıştırıyor.

Uluslararası su ve sağlık kongresinde konuşan Prof. Dr. Zeki Karagülle, Türkiye’ deki şebeke sularının mikrobik ve kimyasal kirlerden arıtılarak dağıtımının yapıldığını, ille de temiz ve kusursuz bir su için su arıtma cihazlarına gerek olmadığını belirtmiş. Su arıtma cihazlarının kullanılması halinde insan sağlığı için yararlı olan mineral, vitamin ne varsa sudan uzaklaştırdığını söylemiş. Arıtılan suyun sonunda “Akü Suyu” na dönüştüğünü de sözlerine eklemiş.

Sayın profesör bununla birlikte günümüzde müthiş bir rant haline gelen şişelenmiş veya petlenmiş doğal kaynak sularının insan sağlığı için önemli olan mineralleri belli düzeylerde içerdiğini de önemle belirtmiş. Yani petrolden yapılmış plastik pet şişelerde ki suları içebileceğimizi bir sakıncanın olmadığını söylüyor.

Velhasıl kelam Arıtma cihazlarından elde edilen su dışında başka bir su kullanmazsanız sürekli arıtılmış su kullanırsanız insan sağlığı için tehdit oluşturuyor. Ancak kullandığımız suları çeşitlendirirsek arıtılmış suyun zararları nı bir ölçüde önleyebiliriz.

Yemeklerimiz de, çay vb. içeceklerde şebeke suyunu kullanabiliriz. Sebze meyvelerimizi yıkarken şebeke suyunu tercih edebiliriz. Benim acizane kanaatim Su Arıtma Cihazlarının kesinlikle zararlı olduğu yönündedir. Çünkü suyun nasıl arıtıldığı belli ve zararlı, yararlı mineral ayrımı yapmıyor.

Bütün bunlara rağmen yinede arıtma cihazı almak istiyorsak nasıl bir tercih yapmalıyız.

Bu konuda malumunuz Türkiye’ de ve dünyada birçok belge var. Ce Belgesi İSO bilmem kaç belgesi vb. Bunlar açıkçası bana safsata geliyor. Ben bu belgeyi almayan görmedim. Zaten her firma alıyor. Ama yine de bu belgelerin bulunup bulunmadığını araştırmak ve belgesi olan firmaları tercih etmek gerek diye düşünüyorum. Bunu araştırmayı da sizlere bırakıyorum.

Aslında belediye hizmetleri düzenli olursa, su şebekeleri sağlıklı borularla değiştirilebilirse, su deposu tamir bakım ve temizliklerini zamanında yaptığımız da suyumuzun kirlenmesini ve sağlığımızı tehdit etmesini büyük ölçüde azaltmış olacağız.

Benim toparlayabildiğim bilgiler ışığında anladığım bunlar. Aşagıda linklerini verdiğim sayfaları inceleyerek arıtılmış suyun zararları, su deposu temizliği, su deposu tamiri, su deposu bakımı konularında daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz. Saygılarımla…

www.trthaber.com

www.gazetevatan.com

www.suvesaglik.org

www.sudeposutamiri.com

 

2 cevap

  1. […] fazla detaylı girmeyeceğim. Daha önceden yazdığım bir makalemi tavsiye etmek istiyorum. Arıtılmış suyun zararları hakkında buradan daha detaylı bilgi […]

  2. […] Temizlik ve dezenfeksiyonu düzenli olarak yapılmayan su depolarında biriken tortular, parazitler, ağır metaller fiziksel ve kimyasal tepkimeye girerek suyu kirletir. Bu kimyasal tepkimelerden dolayı suda bulunan klor etkisiz kalır ve kolera, tifo, dizanteri, sarılık gibi hastalıklara davetiye çıkarır. Günümüzde musluk suyu genelde içme amaçlı olarak kullanılmıyor. Bunun için hazır su dediğimiz pet sular ya da damacanalar kullanılıyor. Tabii birde suyu arıtarak kullanma meselesi var. Bu ayrı bir konu. Bu konuda bir yazı yazmıştım. Buradan okuyabilirsiniz. […]

Bir Cevap Yazın